Turkish News Vocabulary
Shared by a Flashcards.gg user · generated with AI · Report this set
This set covers essential Turkish news and political vocabulary with definitions and journalistic context for English speakers.
Tap the card to flip it
Cards · 56
- hükümet
- Government. Context: Hükümetten yeni ekonomik paket açıklaması (Government announces new economic package).
- seçim
- Election. Context: Erken seçim iddialarına yanıt geldi (Response to early election claims).
- meclis
- Parliament or assembly. Context: Meclis yeni yasama yılına başladı (Parliament begins the new legislative year).
- açıklama
- Statement or announcement. Context: Bakanlıktan kritik açıklama (Critical statement from the ministry).
- bakan
- Minister (cabinet). Context: Dışişleri Bakanı temaslarını sürdürüyor (Foreign Minister continues diplomatic meetings).
- cumhurbaşkanı
- President. Context: Cumhurbaşkanı zirvede önemli mesajlar verdi (President delivers key messages at summit).
- kanun
- Law or statute. Context: Yeni vergi kanunu yürürlüğe girdi (New tax law takes effect).
- tasarı
- Bill or draft proposal. Context: Tartışmalı yasa tasarısı meclise sunuldu (Controversial bill submitted to parliament).
- oy
- Vote or ballot. Context: Oy sayımı gece geç saatlere kadar sürdü (Vote counting continued late into the night).
- muhalefet
- Political opposition. Context: Muhalefet liderinden sert eleştiri (Harsh criticism from opposition leader).
- ittifak
- Alliance or coalition. Context: Seçim öncesi yeni ittifak arayışı (Search for new alliance before elections).
- enflasyon
- Inflation. Context: Yıllık enflasyon rakamları açıklandı (Annual inflation figures announced).
- faiz
- Interest rate. Context: Merkez Bankası faiz kararını açıkladı (Central Bank announces interest rate decision).
- döviz
- Foreign currency / foreign exchange. Context: Döviz kurunda hareketlilik sürüyor (Volatility continues in foreign exchange rates).
- bütçe
- Budget. Context: Gelecek yılın bütçe açığı tahminleri paylaşıldı (Budget deficit forecasts for next year shared).
- zam
- Price hike or wage increase. Context: Akaryakıt fiyatlarına yeni zam (New price hike on fuel).
- asgari ücret
- Minimum wage. Context: Asgari ücret tespit komisyonu toplandı (Minimum wage commission convenes).
- ihracat
- Exports. Context: İhracatta rekor artış kaydedildi (Record increase recorded in exports).
- ithalat
- Imports. Context: Dış ticaret verilerinde ithalat payı yükseldi (Import share rose in foreign trade data).
- işsizlik
- Unemployment. Context: İşsizlik oranında sınırlı gerileme (Limited decline in unemployment rate).
- büyüme
- Economic growth. Context: Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte büyüme kaydetti (Turkish economy records growth in Q3).
- zirve
- Summit meeting. Context: Liderler NATO zirvesinde bir araya geldi (Leaders meet at NATO summit).
- görüşme
- Talks or bilateral meeting. Context: Kritik ikili görüşme sona erdi (Critical bilateral meeting concludes).
- anlaşma
- Agreement or treaty. Context: İki ülke arasında serbest ticaret anlaşması imzalandı (Free trade agreement signed between two countries).
- müzakere
- Negotiation. Context: Barış müzakereleri yeniden başlayabilir (Peace negotiations may resume).
- büyükelçi
- Ambassador. Context: Yeni büyükelçi güven mektubunu sundu (New ambassador presents credentials).
- yaptırım
- Sanctions. Context: Yeni yaptırım kararı Resmi Gazete'de yayımlandı (New sanctions decision published in Official Gazette).
- ateşkes
- Ceasefire. Context: Bölgede ateşkes sağlandı (Ceasefire achieved in the region).
- sınır
- Border or frontier. Context: Sınır güvenliği önlemleri artırıldı (Border security measures increased).
- operasyon
- Military or police operation. Context: Terör örgütüne yönelik geniş çaplı operasyon (Large-scale operation targeting terror group).
- güvenlik
- Security. Context: Güvenlik güçleri teyakkuzda (Security forces on high alert).
- gözaltı
- Detention or police custody. Context: Operasyonda onlarca şüpheli hakkında gözaltı kararı (Detention orders for dozens of suspects in operation).
- tutuklama
- Arrest or remand. Context: Adliyeye sevk edilen zanlılardan üçüne tutuklama (Three suspects sent to court placed under arrest).
- dava
- Lawsuit or legal case. Context: Tarihi ceza davasında karar çıktı (Verdict delivered in historic criminal case).
- mahkeme
- Court of law. Context: Mahkeme heyeti duruşmayı erteledi (Court panel postpones the hearing).
- iddianame
- Indictment. Context: Savcılık beklenen iddianameyi tamamladı (Prosecution completes expected indictment).
- soruşturma
- Investigation or inquiry. Context: Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı (Broad investigation launched into incident).
- şüpheli
- Suspect. Context: Olay yerinden kaçan şüpheli yakalandı (Suspect fleeing the scene apprehended).
- deprem
- Earthquake. Context: Marmara Denizi'nde hissedilen deprem korkuttu (Earthquake felt in Sea of Marmara causes panic).
- artçı
- Aftershock. Context: Ana şokun ardından çok sayıda artçı sarsıntı kaydedildi (Many aftershocks recorded after main shock).
- sel
- Flood or deluge. Context: Karadeniz'de sel felaketi: Yollar kapandı (Flood disaster in Black Sea: roads blocked).
- yangın
- Fire. Context: Ege'de orman yangını kontrol altına alındı (Forest fire in Aegean brought under control).
- can kaybı
- Loss of life or casualties. Context: Kazada can kaybı yaşanmadı (No loss of life occurred in the accident).
- yaralı
- Injured person. Context: Otobüs devrildi: 15 yaralı hastaneye kaldırıldı (Bus overturned: 15 injured taken to hospital).
- tahliye
- Evacuation or release from custody. Context: Tedbir amaçlı köy sakinlerine tahliye kararı (Evacuation order for villagers as precaution).
- enkaz
- Rubble or wreckage. Context: Ekipler enkaz altında arama çalışmalarını sürdürüyor (Teams continue search efforts under rubble).
- kuraklık
- Drought. Context: Barajlarda su seviyesi düştü, kuraklık alarmı (Water levels drop in dams, drought alert).
- salgın
- Epidemic or outbreak. Context: Uzmanlar kış mevsiminde salgın uyarısı yaptı (Experts issue outbreak warning for winter season).
- vaka
- Case (medical, criminal). Context: Günlük vaka sayısında düşüş eğilimi (Downward trend in daily case numbers).
- tedavi
- Medical treatment. Context: Hastanede tedavi altına alınanların durumu iyi (Those under medical treatment in hospital are stable).
- aşı
- Vaccine. Context: Sağlık Bakanlığı aşı kampanyasını genişletti (Ministry of Health expands vaccination drive).
- istifa
- Resignation. Context: Kulüp başkanı görevinden istifa etti (Club president resigns from post).
- atama
- Appointment to an office. Context: Üst kademe kamu yöneticiliklerine yeni atama yapıldı (New appointments made to senior public administration roles).
- iddia
- Allegation or claim. Context: Sosyal medyadaki iddialara yalanlama (Denial issued against social media claims).
- çağrı
- Call or appeal. Context: Birleşmiş Milletler'den taraflara itidal çağrısı (UN issues call for restraint to the parties).
- miting
- Political rally. Context: Meydanda düzenlenen mitinge binlerce kişi katıldı (Thousands attend rally held in city square).